Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Huzurun Umutla Takası

İki tarlanın arasındaki yolun ortasındayım. Günlerden huzurdu, muhtemelen öyleydi. Yalnız değildim doğrusunu söylemek gerekirse sen vardın yanımda, hatırladın mı? Güne bakanlar sarmıştı etrafımı, hepsinin de başı önündeydi. Mahcuplar herhalde diye düşünmüştüm. Şimdi düşünüyorum da belki de tefekkür ediyorlardı, gözleri topraktaydı diyorum ya.

Öğleden sonra müzikleri dinliyorum. Pek yakışır şiire bu melodi. Bunu biliyorsun zaten. Çünkü sen de seversin biliyorum. Hep dersin ya, kelimeler kum taneleri gibi ellerinin arasından kayıp giderken neden bırakasın ki yazmayı, yazamıyor olsam bile, neden bırakayım. Doğru, bırakmadım. Yazıyorum. Hem bilirim ki sen en çok benim sesimden seversin şiiri.

Haklısın. Haklı olman canımı yakıyor. Haklısın.

Bir müzik dinliyorum. Çok hoşuma gitti. Öyle sevdim öyle sevdim ki çekip gitmesine izin veriyorum. Yalnızca bir kere dinleyecek ve sonra beni bırakıp gitmesine izin vereceğim. Ne sahibinin ne de eserin adına bakacağım. Gitmesini istiyorum. Onu çok sevdim ve ona verebileceğim en güzel hediye; özgürlük.

Yine daldım. Ne diyordum? Evet. Oradaydım. Tam olarak o güne bakanların arasındaki yoldaydım. Kucağımda bir lavanta buketi vardı. Hayatım boyunca almadığım çiçeklerin acısını çıkarırcasına kucaklıyor ve kokluyordum. Bu kokuyu biliyordum. Doyasıya içime çektim. En çok ihtiyacım olan şeylerden biri olandı hani, umut kokuyordu işte. Gözlerimi kapatınca hatırladım. Bu umudun kokusu.

Günlerden huzurdu ve ben kollarımda büyük bir lavanta buketi ile güzü karşılıyordum. Arkadan kargalar alay eder gibi gülüyordu. Duymaz mıyım? Elbette duydum ama işte gördüğünüz gibi kulağımda bir öğleden sonra müziği... Birazdan onu özgürlükle kavuşturacağım, önemli olan bu.

Bütün o unutamadıklarımın telaşı ile o anki huzurumu burun deliklerime, ceplerimin içine ve saçlarımın ucuna sıkıştırdım. Huzur dediğin böyle bir şey değil tabi ki, ne saklayabilirsin ne de güzden kışa hazırlayabilirsin. Ama denedim. Kaybedecek olmam ne kadar üzücü olsa da elimden geleni yapıyordum. Bir yandan da düşünüyordum. Bir daha ne zaman beni bulacaktı acaba? Huzur diyorum, bir daha ne zaman bana uğrayacak? Düşünmeden edemiyor tabi insan.

Ama doğru ya. Kucak dolusu lavantam vardı ve ben bu kokuyu çok iyi biliyordum. Bu umuttu. Kışa saklayamadığım huzuru bir kucak dolusu umutla takas etmiştim.

Ayağımda lastik ayakkabılar yürüyordum o iki tarlanın ortasında ve kulağımda öğleden sonra müzikleri. Bir rüzgar esiyor bütün kavaklar tatlı tatlı mırıldanıyordu. Bulutlar böbürlendikçe böbürleniyor, belli ki güne bakanlar da buna bozulup başlarını daha da eğiyorlardı. Sol elimde, serçe parmağımın yanındaki parmakta bir kabartı hissettim. Kollarımla iyice kavramı buketi. Tüm unutamadıklarıma inat, bir çapkın gülücük attım ardıma. Hatırladın şimdi değil mi? Kirpiklerimi güz neşesi ile usulca kapattım. Hatırladın şimdi tabi, mutluydum.




2 yorum:

  1. Günlerden hep o gündü. Hani şu vicdanının yüzünü tekmelediği günler var ya işte o. Buluğ çağından çıkamayan sesinin hırıltısıyla geçen bir gün. Hani yanına köşene sığdıramadığın silüetleri peşine taktığın gün var ya bildin mi işte o gün bugün.
    Ellerini lavantayla süslediğin bugün huzur muymuş?💙

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Huzurmuş ya huzurmuş, böyle değerli anlardaki unuttuğumuz umut hep huzurmuş!

      Sil