Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

24 Mart 2017 Cuma

Galata bir sevgili gibi

Galata'ya aşık biri olarak Galata'dan sesleniyorum size sevgili okur.

Onun kudreti ve ihtişamı altında ezilen kalbimin, aşk ateşi ile yanıp tutuştuğunu söyleyerek başlamak istiyorum önce. Güzelliği karşısında büyülenen gözlerimden birkaç damla yaş akmasına izin veriyorum. En güzel şiirimi bırakıyorum eteklerine kendimce. Usulca sokuluyorum yanına dokunuyorum tenine. Soğuk ama çok içten geliyor. Öpmek istiyorum sonra vazgeçiyorum, insanlar bakıyor diye. Son kez şefkatle dokunuyorum ve bırakıyorum ellerini.

Ona ulaşmak, en zirvesinde olmak istiyorum. Gözü kara bir sevdalıyım ben. Sevdamın büyüklüğünü sayılarla anlatmayacağım, kelimelerim gösterecek zaten. Seviyorum ya hep daha fazlasını istiyor nefsim. Yükseliyorum onun kollarında, tırmanıyorum merdivenleri. Galata'yı sevmek ondan mahrum kalmayı göze almak benim için biraz da. Size diyorum ya ben korkusuz bir aşığım.
İstanbul'u İstanbul yapan onsuz boş, onsuz kimsesiz olan bir güzellikten bahsediyorum size sevgili okur. Elbette onun için yanıp tutuşacak kalbim. Elbette.

Fakat Galata'nın o en yüksek ve en ihtişamlı yerine çıktığım andan itibaren hissetmeye başlıyorum korkuyu . İstanbul'un her bir caddesini, sokağını, yapısını görebileceğiniz bir yerdeyim lakin bir şeyden mahrum bırakılıyorum. Kendi güzelliğinden...



İstanbul'u Galata'sız görebileceğiniz tek yer Galata'nın kalbidir diyorum. Gerçek aşk da böyle bir şey sanki. Onunlayken onsuz olma korkusunu yaşadığın o anlar gibi. Ondaki hoşluğun doruklarına ulaşmışken ondan uzak kalma acısı gibi.

Galata'yı sevmek bir sevgiliyi sevmek gibi. Ona ulaşmak için yanıp tutuşmak kalbine girdiğin o anda ise bir korku sarması içini. Onsuz olma düşüncesinin aklına saplanması... İçin için kemirmesi seni.

Bu düşünceler içinde boğulup duruyor insan. Onu uzaktan sevmek sevmelerin en güzeli aslında. Onsuzluk korkusu seni ondan öylesine uzaklaştırıyor ki o olmasa da olur diyorsun. Yeter ki o hep mutlu hep umutlu olsun, ayakta dursun. Galata'yı sevmek bir sevgiliyi sevmek gibi. Bütün yolların ona çıkması ama asla onunla aynı yolda yürüyememek sanki.

Galata bir sevgili gibi. Samimi ve yakın ama hep gidecek gibi.





Çürük Elmalar

Büyük bir elma çuvalım var. İçinde de çeşitli elmalar. Bu elmaları ben biriktiriyorum, biriktiriyorum biriktiriyorum...
Kimisini dalından taze taze koparıp koyuyorum çuvala. Kimisini yerde görüyorum öylece alıyorum. Kimisi taptaze ve leziz bir görüntüye sahip kimisi de çürümüş, kokmuş, çirkin...
Umursamadan dolduruyorum çuvalıma.
Atamıyorum çürükleri "Bir şey olmaz." diyorum. Ne olacak, zararı yok diye geçiriyorum içimden.
Dolduruyorum, dolduruyorum. Sonra bir an geliyor ki artık dolmuşum! Yani çuvalım dolmuş. Artık çuvala koyacak bir elmalık yer bile kalmamış. Bağlıyorum ağzını koyuyorum bir kenara. Sonra diyorum sonra... Erteleme sanatı.
Bir zaman sonra çuvala ihtiyaç duyuyorum. Çürük elmalar kokmaya başlıyor. Canımı sıkıyor beni daraltıyor. Artık o çuval boşaltılmalı diyorum.
Ama nasıl?
Çuvalı altından tutup sallaya sallaya boşaltmak istiyorum önce. Çuvalın ağzı öyle sıkı bir düğüm olmuş ki açılmıyor. İstesem de açamıyorum. Tutup sallıyorum dökülsün diye içindekiler dökülmüyor. Öyle dolu ki öyle sıkı ki ağzı. Sanırsın çıkmak istemiyor. Tek tek içinden çıkarıp koymak gerekiyor belli ki. Ama yapamıyorum çünkü ya ilk çektiğim çürük olursa ve senin elmaların kötü deyip giderlerse. Aksini düşünelim ya ilk çıkardığım elma güzelse ve bu güzelmiş bunu alıp gidiyorum derler de benim çuvalın altındaki yerden alınma elmalarım elimde kalırsa.
Ben istiyorum ki hepsi elimden çıksın ben de rahatlayayım. Ama öyle olmuyor işte.
Ne yapsan suç ne yapsan sonu kötü.
Bu hikayenin iyi sonu yok zaten.
Ya ben güzel olan elmaları da çürütüp kalbimi iyice karartacağım ki leş kokusu şimdiden burnuma geldi.
Ya elmaları tek tek boşaltacağım isteyen çürüğü isteyen de tazeleri alacak. Ki ben çürüğü alanları çok seveceğim çünkü kim ister ki benim o elmalarımı. Ama o alacak ve gülümseyecek. Bilirim. Tazeyi alıp bana bu yeter deyip gideni sileceğim. Bir daha da ne alış veriş yaparım ne de komşuluk. Ya da atacağım çuvalı tüm elmalarla birlikte. Delirtecekler çünkü beni ben de tüm malımı yakacağım.
Belki bir oh, derim.
Yeni çuval almam gerekir belki ama çuvalın o çürük kokusundan kurtulduğum için belki sevinirim.
Gönül isterdi ki elmalarımla herkes tek tek ilgilensin. Ama öyle bir şey olmayacak.
İnsanoğlu öyle bir şey yapmayacak.
Ben o çuvala bir elma daha koyamadan ölüp gidersem.
İnsanoğlu ne rahatlayacak ne farkına varacak.



/Çuvaldan bile dert yanan kalbi çürük insanoğlu.