Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

14 Temmuz 2016 Perşembe

Yazmak İstemiyorum Çünkü Yazabileceğimi Düşünmüyorum

Aklımda onlarca kurgu varken yazamamak bana çok dokunuyor. Güzel bir başlangıç yapmışken yazmayı bırakmak da fazlasıyla üzüyor.
Korktum mu yoksa sahiden kendime güvenimi mi kaybettim? Bilmiyorum. Yazamıyorum. Yazmak istemiyorum. Sanki amacımı kaybettim. Sanki neden yazdığımı, neden yazmak istediğimi unuttum.

Saydam Mürekkep bana geçen gün mesaj attı: "Büş yazıyor musun bir şeyler?" diye. Meşgul bir anıma denk gelmişti, evde de değildim. Bunların da etkisi olabilir belki fakat bu soru moralimi çok bozdu. Sinirlendim. Ne demek yazıyor muyum? Ne yazamıyor muyum sanki ben? Bunca yıl ne yapıyordum da şimdi yazmayacaktım! Halbuki bu sorunun cevabı bu boş kafa ile ruhuma zulmeden düşünceler değildi.

Yazmıyordum. Aslına bakarsanız birkaç gün önce yazmayı bırakma kararı almıştım. Hiçbir şey olmadığı halde kendi kendime böyle düşünmüştüm.

Ne için yazacaktım ki? Kim okuyordu ki beni? Neden yazıyordum ben? Bana ya da insanlara ne faydam vardı ki?

Umutsuzca bunları kendime fısıldadım. Bıraktım gibi oldu. Ne deniyordu ona: Askıya mı almıştım? Yoksa kimsenin beni okumadığını düşündüğüm için naz mı ediyordum?

Fakat gerçekti. Önceden sevenim vardı sanırım yahut beni destekleyenler vardı. Beni okuyanlar, merak edenler vardı ya da ben öyle sanıyordum. Bir kaç kuru iltifata kanmıştım. Böbürlenmiştim. Kendimi bir halt sanmıştım da böyle işlere kalkışmıştım! Neye dayanarak?

Hüznümü bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak sadece nefret ve hüzün kusmaktan başka bir şey yapmıyordum. Cümlelerim daima benli ve daima karanlıktı. Karamsarlığım tüm göz çevremi esir alması nedeniyle sadece göz yaşı ile ıslanmış kelimeler düşüyordu satırlara... O halde niçin hala umarsızca bu saçmalığa devam ediyordum?
Kimin kalbine dokundu ki cümlelerim? Kimi mutlu etmişti sözlerim? Kim ilham aldı ki benim yazdıklarımdan? Kimse miydi... Ya da hiç miydim ben buna rağmen kendimi adamdan saymıştım?

Bozuluyordum. İyi değildim biliyordum ama çabaladığım için kaile alınırım sanmıştım. Belki de sadece kendimi kandırdım. Uyduruk şeyleri kitap yapıyorlar, yazık deyip kendi kendimle gururlanmaya çalıştım. Belki de öyle değildi. Belki de benim de onlardan bir farkım yoktu da buna rağmen daha da alçak olduğum için sesimi duyuramıyordum.

Biraz da kırıldım sanırım. Benden geç başlayanlar bir şekilde sesini duyurmuştu. Peki ben niçin böyle yalnızlaştım, kimsesizleştim. Neden herkes gitti? Ya da neden bana kimse gelmedi?

Yazmak benim için sahiden bir tutku muydu? Yoksa vaktimi boşa geçirmemek adına bir uğraş mıydı? Belki de yetenek kırıntılarını takip edersem başarıya ulaşırım sanmıştım. Bilmiyorum.

Pes ettim mi? Pes etmeli miyim? Onu da bilmiyorum. Belki de henüz başlamadan bırakıyorum. Farkında değilim belki de hiçbir şeyin.

Ne yapıyorum ne yapacağım bilmiyorum. Kağıda mı yazıyorum yoksa sahildeki kumlara mı onu da bilmiyorum. Belki de çivi ile tabletlere kazıdığımı sanırken aslında yok olup gitsin diye aptal gibi kumlara yazıyorum. Bak deniz bunu da sildi belki de...

Bilmemekle birlikte yazıp sileceğimi, eskisi gibi her aklıma geleni duyurmayıp defterlerime işleyeceğimi, kimse okumadan sandıklarda çürüyeceğini bile bile yazacağımı düşünüyorum.

Güvenimi, cesaretimi ve inancımı kaybettim. Korkuyorum. Kendime inanmıyorum. Elime neyi atsam dokunduğum şey ile birlikte kendimi yaktığımı düşünüyorum. Ben artık yok gibiyim ve bana dair her şey de siliniyor sanki.

Belki de susmak en iyisi.