Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

7 Kasım 2015 Cumartesi

SENİN İÇİN OLMAYAN

Çok kısa sürmedi. En azından bir yaz tatili süresinin verdiği hissiyat kadar tatminsiz değildi. Ama sanki içimdeki boşluk asırlara tekabül edecek kadar yaşlı, yorgun ve büyük.
Yüreğim buruştu ya hu, gözlerimin çevresi kırıştı. Hani gerçekliğine aklım erse kabulleneceğim. "Evvel sene önce"li cümleler kurup kendimce sitem edeceğim. Fakat yanlış giden bir şeyler var, farkındayım. Ama sen hiçbir şeyin farkında değilsin.

Yolda gördüm geçen, seni...

Hani şu yokuşun sonundaki cami var ya... İşte onun yanındaki dar sokakta. Aslında emin değilim. Sanki seni gördüm gibi oldu. Hızla yürüdün geçtin. Başta senin olduğundan emindim, sonra sonra zihnimin bir oyunu olduğunu düşünmeye başladım.

Peşinden gitmedim. Hızla yürüyüp kaybolduğun o sokakta seni aramak için uğraşmadım bile. Bunun iki sebebi vardı. İlki gerçekten onun sen olmadığını düşünmem, ikincisi ise seninle yüzleşmeye korkmam. Korktum. Karşına çıkıp ne diyecektim ki sanki...

Yani ne diyebilirdim ki? Ya da neden sana bir şey diyeyim ki?

O günden sonra o yoldan her geçişimde bakışlarım istemsizce o sokağa çevriliyor. Gerçekten istemiyorum ama bakıyorum, akşam karanlığında, sabahın altısından, ikindi vakti... Artık ne zaman geçersem...

Kendime gülüyorum. Sen beni tanımıyorsun bile! Yüzümü bile görmemişsindir, sanmam. Fark etmemişsindir beni şu zamana kadar en azından. Yine de kendi kendime düşler kurmadan edemiyorum.

Düşler dediysem, öyle abartılı şeyler değil. Basit şeylerin hayali...

Mesela ismimi senin sesinle duyduğumu hayal ediyorum. Kendi kendime gülüyorum, tebessüm ettikten bir süre sonra yüreğim büyük bir kızgınlıkla doluyor. Sana değil! Kendime...
Ama bunu düşünmeden de duramıyorum.

Ya da gülümseyerek bana el salladığını hayal ediyorum. Ötesi yok hayalin, berisi de yok. Sadece el sallayıp gülümsüyorsun. Bir bilsen nasıl keyif alıyorum bunu düşünmekten. Sanki gerçekmiş gibi birde yüzüm yanmaya başlıyor, yanaklarım kızarıyor.

Beni tanıyor olma ihtimalin hep vardı. Hatta birkaç kere yolda karşı karşıya da geldik ama başını kaldırmadın. Ben yine de beni bildiğini düşünüyorum. Aynı sokaklardan defalarca geçtik. Aynı mekanlarda saatlerce oturduk. Zamanın su gibi aktığı saatlerdi onlar. Aynı kitapları bile okuduk. Kütüphaneden aldığın bütün kitapları bende aldım. İtiraf edeyim kitap zevkin hiç bana göre değil. Yine de okudum. Geceleri okuyup yastığımın altına koyarak uyudum. Aynı kitaplara dokunmuş olma düşüncesi beni fazlasıyla utandırdı. Bence beni tanımasan bile beni hissediyorsun.

Belli ki canın beni sevmek istemiyor.

Anlıyorum. İnsanlar tanımadığı birini sevemez, en azından tanımadığı birinin varlığına sevgi besleyemez. Çünkü senin için ben yokum. Hatta ve hatta sana göre bir ben yok. Korkunç olan yokluğumun bile farkında değilsin ki... Bu kısır döngü beni öldürüyor. Bunu düşüne düşüne bazen kafayı sıyıracak hale geliyorum.

Sonra derin bir nefes alıyorum. Tekrar seni gördüğüm o sokağa gidiyor zihnim. Karşına çıktığımı hayal ediyorum. Beni gör, tanı istiyorum. Zamanla da sev.

Beni sevmen için sana yalvaramam ama seni ikna edebilirim.

Bunu yapabileceğimden o kadar eminim ki... Bu düşünce beni etkisi altına alır da bir aptallık yapıp karşına çıkarım diye çok korkuyorum.

Senin bir parçan olmak için deliren ruhumu susturmak için türlü türlü oyunlar yapıyorum. Kendimi avutmak kolay olmuyor fakat bir şekilde başarıyorum.

Senin için daha zor aslında, ben seni tanıyarak kalbimi huzurlu bir dünyanın içerisine atıveriyorum. O dünya toz pembe ve huzurlu. Sense olmayan benlerdeki olmayan beni arıyorsun belki de... Belki de sende senin için olmayan bir ben için hayıflanıyorsun. Belki de çok yakındır buluşmamız. Belki de yarın o sokakta karşılaşacağız ve bana istemsizce gülümseyeceksin. Belli mi olur...

Kendimi düşünmek yerine seni düşüneceğim. Umudumun son damlalarını da sana harcayacağım öyleyse. Sana seni anlayan bir ben versin diye. Öyleyse kendime dua etmek yerine sana edeceğim. Sana bir ben versin Allah bana bir sen vermese de olur.


























tumblr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder