Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

16 Ekim 2015 Cuma

TUMBLR KAFASI

Merhaba sevgili düş sakinleri. Sakin ve sessiz bir cuma gecesinden sizlere seslenmek istedim. Bir iki durum güncellemesi ve "yaşıyorum" konulu postun ardından gecenin derinliklerinde horlamaya gideceğim.

Sosyal mecralardan ne kadar uzaklaşırsam bir o kadar da yakınlaştığımı hissediyorum. Instagram dünyasına kendini kaptıran masum köylü edası ile hunharca fotoğraf paylaşmanın ardından işin içine art niyet girince "Çekilin ulen!" diyerek bu sosyal hesaptan da istifa etmiş bulundum. Çok sevdiğim bir yer olmasına rağmen iki dilim doğranmış patates parçasının 200+ like aldığını gördükten sonra bendeki ipler koptu. Çünkü benim emek verip uğraştığım ve benim için anlam teşkil eden manzara resimlerine 50 beğeniyi bile çok gördüler. Ayrıca ilgi alanım eski lise arkadaşlarımın kendili mendili kamera ile çekilen selfielerinden ibaret asla değildi.

Fakat buna rağmen bilmem kaç hafta önce yine bir hesap açtım, sonra kapatıp yine açtım! Son hesabımda az insan çok huzur kafası ile takılırken benim yanlışlıkla arkadaş kitlemi aktifleştirmem ile birlikte bütün selfie sever vitaminsizlerin hesabımı bulmasına sebebiyet verdim. Bütün çirkefliğimle birlikte hiçbirine geri dönmeme cesaretini de gösterdim. Fakat diyorum ki acaba bloklasa mıydım? Sonra da diyorum ki: "Ey sosyal kul! Böyle şeyler sana yakışmaz."

Şimdi sizlerle de paylaşmak istemiyorum bu hesabımı fakat illaki bulursunuz. O vakit sizleri güzel bir şekilde ağırlayacağım, çünkü sizler güzel insanlarsınız. Ben takipçi kasma kültüründen haz etmiyorum, sanıyorum.

Neyse efendim. Çok severek kullandığım sevgili Twitter adresimden de yakın zamanda boşandım. İşlerin hiç bu boyuta geleceğini tahmin etmezdim. Fakat sizi temin ederim bu ayrılık karşılıklı anlaşma ile gerçekleşti.
Sanıyorum Twitter sakinleri ile uyum sağlayamadım.Fazla kırgınlıklarım oldu. Fazla insan biriktirdim yüreğimde, insandan haz etmem. Bu kadar insan bana fazla geldi en azından. Birde bunun diss atmasıydı, tabiri caizse laf sokmasıydı. Fark ettirmeden takibi bırakmasıydı, engel atmasıydı derken. Dedim: "Yeter!" Uzağa gidin az, gidin de az da biz diss atak!

Gitmediler. Çoklardı. Madem öyle dedim, ben gittim. Zerre kadar pişman olmamakla birlikte "Ay acaba pişman olur muyum?" diyerek açmaya teşebbüs eder miyim korkusu var içimde. Fakat şu an ki huzurum paha biçilemez.

Pek kıymetli dostlarımı özleyeceğim ve beğenerek takip ettiğim o güzel insanları iç çekerek anacağım belki. Fakat böyle olması, önceki halinden çok daha iyi. Eğer keyfimin kahyası da hay hay derse yine açarım, belki. Şimdilik böylesi iyi.

Fakat dayanamadım. Düşüncelerimi kusmam gereken bir yer bulmalıydım. (Dayanamama sürem yaklaşık beş dakika sürdü.) Hemen karar verdim. Fazla düşünmeye gerek yoktu. Yıllarca gereksiz olarak gördüğüm, pek tabi beğenerek uzaktan izlediğim, yalnızca camdan baktığım halde havaya ekmek bandığım o sosyal mecranın bir üyesi olmaya karar verdim!

Elbette bu sosyal alan Tumblr'dan başkası değildi.
Onunla pek tanışıklığımız olmasa da işim düştüğü vakit uğradığım sayılı ahbaplarımdan biriydi. İlk açtığım anda adapte olacağıma inanamadım. Kendimi büyülü bir ormanda gibi hissettim. Çünkü burada 140 karakter olmadan istediğimizi yazabilirdik, ayrıca resim de paylaşabilirdik. Sanki tüm sosyal ağlar tek bir yerde toplanmış gibiydi. Bu nedenle bunu sevdim.

İstediğim kişiyi profilini sevdiğim için gönül rahatlığı ile takip ediyordum. Kimse kırılmasın diye takibi bırakmama durumu yoktu, benim için paylaşımları olduğu sürece vardı çünkü o hesap.

Bu beni mutlu etmişti. Samimi ilişkimiz ciddi bir boyut kazanıp ilerler mi? Yoksa yol yakınken döner miyiz? Hiç bilmiyorum.

Şimdilik tek bildiğim, düşüncelerimi insanlar ne düşünür diye düşünmeden özgür bir şekilde paylaşabildiğim sürece ben, benim. Tumblr da kimse beni takip etmediği için belki de kendimi bu kadar iyi hissediyorum. Bilmiyorum işte. Fakat Twitter'dan kurtulduğum için mutluyum.

Yine de bana ulaşmak isteyenler olur belki diyerek buraya birkaç iletişim adresimi bırakıyorum.
Belki de Twitter'dan gittim diye üzülenler vardır. Yok mu? Hiç mi yok? Peki.

Son olarak; Blogumun link kısmında minik bir değişiklik yaptım ve ankassoul olarak değiştirdim. Google'dan arayıp bulması biraz zorlaştı, bunun için daha çok tıklayabilirsiniz. Sık kullananlara Büş'ün Düşü'nü ekleyebilirsiniz. Hiçbiri olmadı bir google hesabı ile bloğu takip edebilirsiniz.

Sosyal ağları hala kullanıyoruz, baksanıza ölmediğimize göre.


Not: Instagram adresimi daha sonra dayanamam paylaşırım nasıl olsa. (Üzgün ifade.)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder