Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

25 Temmuz 2015 Cumartesi

ÇOK PİŞMANIM HAKİM BEY

Bir soru ile başlamak istiyorum yazıya izninizle...
Geçmişte yaptıklarınızdan mı yoksa yap(a)madıklarınızdan mı pişmanlık duyuyorsunuz? Bakın geçmişe dair pişmanlıklarınız var mı diye sormuyorum. Yaptıklarınızdan mı yapmadıklarınızdan mı diye soruyorum.

Sorunun hassasiyetine dikkat çekmek istiyorum. Çünkü yazacaklarım bununla ilgili. Ben pişmanlıklarımı yazacağım.



Doğrusunu söylemek gerekirse yaptığım hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum. Büyük konuşmayayım belki de pişmanlık duyacağım bir şeyler yaptım fakat hatırımda değil yahut unutmak istiyorum. Fakat ben genelde yapmadıklarımdan daha aciz konuşmak gerekirse yapamadıklarımdan pişmanlık duyuyorum.

Nasıl mı? Nasıl mı?!

Örneğin kiracımızın benimle yaşıt olan kızına sinirlenip çamaşır askısından uçup ağaca düşmüş mor renkli bluzunun üzerine üçüncü kattan ketçap sıktığım için hiç pişmanlık yaşamıyorum. "Oha Büşra bu kadar kötü bir insan olduğuna inanamıyorum!" dediğinizi duyar gibiyim. Fakat üzgünüm bunu yaptım.

O kadar gıcık ve sinir bozucu bir kızdı ki anlatamam. Çok sinirlendim yaptığı şeylere. Hırsımı alamadım, bir şey yapmam gerekiyordu. Bende buzdolabındaki ketçabı alıp bluzuna sıktım. Yarısını sıktım belki de... Geçmiş gün hatırlamıyorum. Fakat annem sonra gelip sen mi yaptın diye sordu. Bende elbette inkar ettim. Fakat haftalarca bluzu ağaçtan alıp da yıkamadı annesi. 
Annem gidip ağaçtan aldı bir güzel yıkadı ve kapılarına koydu. Anneme yazık olmuştu o kadar uğraşmıştı ve mahcup olmuştu. Eğer pişmanlık duyacaksam sadece annem için duyarım fakat duymuyorum. İyi ki yaptım. Hatta o kızla ilgili pişmanlık duyduğum bir nokta var ki... Keşke tüm gücümü toplayıp suratına bir yumruk çakmamak! 

Çok pişmanım yapmadığım için... Çünkü fiziki olarak güçlüydüm. Ondan uzundum. Yapabilirdim fakat annem ile annesinin bir komşuluk hukuku vardı. Arkadaş da sayılırlardı. Fakat çok pişmanım. Keşke saçını başını yolsaydım. Öyle canımı yakan, moralimi bozan, günümü berbat eden bir kızdı ki... Düşündükçe geriliyorum ve kemiklerimin sızladığını hissediyorum. Gülmeyin bana lütfen ama samimiyim. Keşke dişlerini eline verseydim.

Geçmişte nefret ettiğim insanları dövmemek konusunda çok ciddi pişmanlıklarım var. Madem buradan girdik konuya devam edelim.

Mesela keşke ortaokuldaki gerizekalı bir kız olan ve beni sinsi gözlerle izleyen Bayan S'in kafasını voleybol filesine geçirseydim. Yahut ilkokulda parası ile hava atan kardeş katili tipli sarı Bayan M'in ne kadar aptal olduğunu suratına söyleseydim. Ya da daha dün sınıf arkadaşım olan lisedeki kıvırcık saçlı herkesin arkasından dedikodu yapan ve sadece menfaat adına arkadaşlık kuran iki yüzlü Bayan S'in o kıvırcık saçlarını tuttuğum gibi yolsaydım. Keşke... Ahh keşke...

Sizi temin ederim eğer geçmişe gitseydik bunu yapardım. Bunu gerçekten yapardım. Tüm gücüm ile her birinin suratına bir tane yumruk çakardım. Bunu cidden yapardım ve ağız dolusu küfürler ederdim. Benim hakkımda ne düşündükleri umurumda olmazdı çünkü zaten benim hakkımda kötü düşünüyorlardı bu yüzden umursamadan onları hastahanelik ederdim. Gerçekten yapardım!

Bunun yanında ortaokuldaki sevimsiz Türkçe öğretmenim M.K. ile iyi ki uğraşmışım. Verdiği gereksiz ödevleri iyi ki yapmamışım. Aslında yaptım, yapmak zorunda kaldım fakat elimden geldiğince karşı geldim. Bize bir şey öğretmediği gibi bir de bizi zora sokmak için elinden geleni yapardı. Fakat bir seferinde sınıfta onu öyle bir rezil ettim ki hiç pişman değilim. Aslında rezil etmek değildi bu. Bir sorunun cevabını bilememişti bense biliyordum ve soruyu açıklayarak çözüyordum fakat kabul etmiyordu. Bu kez kanıtlarla açıklayacağımı söyledim ve ertesi gün kaynak kitaplar, örnek sorular ve donanımlı bir şekilde sınıfa geldim.

Tahtaya soruyu yazdım. Net bir şekilde açıklama yaptım iki tane farklı kaynaklardaki örnek soruları gösterdim ve gülümseyerek sunumumu bitirdim. Belki basit bir konuydu fakat elimden geleni yaptım. Tüm sınıf benim haklı olduğumu söyledi ve beni tebrik etti. Fakat insanlık fakiri sevgili öğretmenim (!) "Evet arkadaşlar arkadaşınız da böyle düşünmüş onun dediği de doğru olabilir." gibi gerzekçe bir açıklama yaptı. Arkadaşlarım onun dediklerini önemsemedi çünkü onun nasıl biri olduğunu çok iyi biliyorlardı. 

Onun ne düşündüğü umurumda değildi cevap doğruydu ve ben elimden geldiğince açıklamıştım. O egosundan taviz verip desteklesin ya da desteklemesin. Pişman değilim.

Evimizin karşısındaki tarlanın köşesinde duran dut ağacına çıkıp dut yediğim için ve ağaç sahibinin azarlarını duymazdan geldiğim için pişman değilim.

Bisikletimin çalındığı şakasını yapan cadde üzerindeki market çalışanlarını ve onlara yardımcı olan mahalle çocuklarını elimde sopa ile kovaladığım için ve benden yaşça büyük oğlan çocuklarını ağlattığım için de pişman değilim. (Bisikletim market deposundan çıkmıştı.)

Değilim yani...



Ama geçmişte kızdığım insanların suratlarına ne mal olduklarını söylemediğim için çok pişmanım. Hemde çok! Yolda görsem belki de samimi bir şekilde gülümserim. Ya da umursamam ve görmezden gelirim. Belki de "Aslında o kadar da kötü değildi." derim kendi kendime. Ama keşke diyorum. Keşke ağızlarının payını verseydim.

Yaptığım şeylerden pişmanlık duymuyorum çünkü yanlış şeyler yapmamaya çalışıyorum. Yaptığım şeylerin de yanlış olduğunu düşünmüyorum. Fakat ne kadar yanlış olsa da keşke yapsaydım dediğim şeyleri yapmadığım için pişmanlık duyuyorum.

Bu kısır döngü içerisinde gelecekte yapmadığım şeyler için pişmanlık duymaya devam edeceğim. Yaptıklarımdan da büyük ihtimal övüneceğim.

Sizinde içinizde keşkeleriniz oluşacaksa eğer o an düşünün ve yapın! Yaptığınızda keşke dememek için ise iyi düşünün ve yanlış ise yapmayın.

Pişmanlıkların kimisi tatlı bir çilek gibi rahatlatıcı kimisi ise kırmızı bir acı biber gibi göz yakıyor. 

Ey aptal pişmanlıklar! Beynimin içinde yer etmek yerine geçmişin tozlu raflarına def olur musunuz? Çünkü kedime zindan etmem gereken bir dünya var!


8 Temmuz 2015 Çarşamba

GERİ SAYIM [UNRAVELING] | Kitap Yorumu |

Kitap tanıtımı ile geldim bu kez.
Kitabın ismi: Geri Sayım.







                   



Bir bilim kurgu kitabı olan Geri Sayım içinde dostluğu ve sadakati de barındırıyor.
Sıradan bir lise öğrencisi olan Janelle bir kaza nedeniyle ölüyor. Ve aynı saniye içerisinde tekrar hayata dönüyor. Daha doğrusu Janelle böyle olduğunu düşünüyor fakat kimse onun bu söylediğine inanmıyor. Fakat onu hayata döndüren kişiyi görüyor. O aslında hiç konuşmadığı bir çocuk. Onu neden tekrar yaşatıyor?
O öldüğü konusunda çok ciddi ve yaşaması da bir mucize.

Kitabın ilerleyen sayfalarında daha önce hiç dikkatini çekmeyen hatta bir grup serseri diye nitelendirdiği kişilerin içerisindeki Ben'in aslında öyle biri olmadığını fark ediyor. Aslında oldukça zeki, okumayı seven ve akıllı bir çocuk olduğunu düşünmeye başlıyor. Üstelik onu hayata döndüren çocuğun ta kendisi. En azından o öyle olduğuna inanıyor.

Ayrıca Janelle'in babası büyük bir soruşturmayı araştırırken onun dosyalarını karıştırıyor ve bir şey fark ediyor. Yaşanan tüm olaylar ve geçen davalar şunu gösteriyor: Geri sayım.

Belki tüm insanların hayatlarına mal olacak bu geri sayımı durdurması gerek fakat babasının dahi yapamadığı şeyi o nasıl yapacak?

Yeniden hayata geldiğini düşünürken ve kimse ona inanmazken bunu insanlara nasıl anlatacak?

Tüm bunların ortak noktası ne? Tüm bunlar nasıl bir araya gelecek ve geri sayımı durduracak?

Bu ve bunun gibi birçok sorunun cevabını kitabı okuduktan sonra alacaksınız.
Bilim kurgu ve gizemi seviyorsanız okuyabilirsiniz. Aşkın ve dostluğunda bulunduğu bu kitap size karar vermenin zorluğunu yaşatacak.

Bu kitapta klasik "Biz ayrı dünyaların insanlarıyız." cümlesinin aslında gerçek anlamını anlayacaksınız.



İlginç bir kitaptı. Aslında çok beğenmedim fakat merak ettiğim için sonuna kadar ilgiyle okudum. Belki siz benden daha çok seversiniz. Okudum gitti işte.
Size de keyifli okumalar o halde!

Selametler~

HELLO STRANGER

Yeni bir film tanıtımı ile geldim!
Tayland yapımı film Kore'de geçiyor. Bu yüzden oldukça ilgi çekici buldum ve izledim. Bakalım sizler de benim gibi düşünecek misiniz?




























Oldukça keyifli bir film olan Taylan yapımı bu film iki ayrı yabancının Kore'ye geziye gitmesi ile başlıyor.
Erkek karakterimiz bir tur ile Kore gezisine gidiyor ve pek fazla uyum sağlayamıyor. Bir gece yemek yemeğe otelinden ayrılıyor ve bir yere yemek yemek için gidiyor. Fakat içkinin yanında yediği şey onu pek mutlu etmiyor. Dilini bilmediği bu ülkede ne yediğini nasıl bilecek? (Bahsettiğim sahne insanı güldürüyor. Biz gitsek aynı duruma bizde düşeriz. Köpek eti mi domuz eti mi nerden bileceğiz ki?)

Daha sonra içki içtiği için yolun ortasında sızıp kalıyor.

Bayan karakterimiz ise Kore fanı bir arkadaş. Bu nedenle izlemenizi öneriyorum çünkü Kore fanlığını ve Drama izleme sevdalısı olmayı esprili bir dille eleştiriyor film. Doğrusu gidecek olsam tıpkı kız gibi her yerde "Kimchi" diyerek fotoğraf çektirir karış karış filmlerin çekildiği yerleri arardım.
Bayan karakterimiz de bunları yapmaya gidiyor fakat sevgilisinden gizli gidiyor. Ona yalan söylese bile Kore turunun keyfini çıkarma peşinde.

Yolda bir adam görüyor ve soğuktan donar vaziyette sızmış olan adama bakıyor. Önce umursamıyor daha sonra onu kaldığı pansiyonun girişine taşıyor.Böylelikle iki karakterimizin hikayesi başlıyor.

Çocuk ayılınca kızdan onu oteline götürmesini ve turuna yetişmesi için yardımcı olmasını istiyor. Kız da önce reddediyor fakat sonra yardım etmeyi kabul ediyor. Fakat tur çoktan gitmiş oluyor ve iki gün sonra onu almaya geleceklerini söylüyor.  Bu nedenle bu iki yabancı birlikte iki günlüğüne vakit geçirmeye başlıyorlar.
Ooo neler yapıyorlar neler... Ne anılar yaşıyorlar... Neler neler oluyor... O kısa zamanda cidden inanılmaz hatıralar oluşturuyorlar!

Bu sahneler çok eğlenceliydi.

Uuu romantizm! Tıpkı filmlerdeki gibi!

Bir adet Fangirl bakışı.





Valla filmin sonuna kadar ikisinin de adını öğrenemedik. Tanışmadılar ve birbirleri ile inanılmaz şeyler yaptıkları halde birbirlerini tanımadıklarını söylediler.

Film öyle çok güzel falan değildi fakat keyifliydi. Eğlenceli, romantik ve komikti. Öneriyorum çünkü Kore sever olmak hoş bir şekilde işlenmiş. Kız aslında Kore'ye Koreli bir arkadaşının düğünü için gidiyor. Çoğumuzun da bir Koreli arkadaşı vardır yada olması için Chat sitelerini alt üst etmiştir.

Bayan karakter çok tatlı ve enerjik. Çocuk da oldukça komik ve açık sözlü. Filmdeki sahnelerde oldukça eğlenceli. Kısaca izleyin bu filmi! Keyif alacağınız bir yapım!

Keyifli seyirler~