Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

11 Temmuz 2014 Cuma

ELF KIZI


Bir insan karmaşasının içinde gördüm ilk ve son kez onu.
Binlerce insan kaynıyor, taşıyor, yükseliyordu.
Küçük Elf kızı çarptı gözüme.
O kadar insan nasıl oldu da onu fark edemiyordu.
Ben bakışlarımı ondan ayıramazken, her zerresini beynime kazımaya çalışırken.
Onu nasıl göremiyorlardı?
Küçük bir Elf kızı gördüm işte orada. Orada uzakta, kalabalığın arasında.
Hayatımda gördüğüm en güzel gerçeklikti belki de.
Yüzündeki sükuneti unutmam mümkün değil.
Yanaklarının üzerine hafifçe serpilmiş çillerle uyum sağlıyordu kaşları.
Kirpikleri adeta kılıç gibi keskindi. Ben o kadar uzun bir yazgı görmemiştim daha önce.
Kocaman gözleri vardı içinde bir Dünya saklıydı gördüm. Gözlerinin rengi maviydi biraz yeşil biraz kahverengi... Bilemiyorum sanki hepsiydi. Bence en güzel onunkiydi.
Gümüş rengiydi gözleri belki de.
Saçlarını upuzun bir gelecek gibiydi sıkı sıkıya bağlanmıştı hayata.
Güneş rengi saçlarının uçlarına yaldızlar takmıştı rüzgara meydan okuyordu adeta.
Unutamıyorum o Elf kızını.
Sen nasıl bir güzelliktin öyle?
Etrafına bakıyordu Elf kızı. Şaşkınlıkla etrafına bakıyordu.
Aslında umursamaz ve ilgilenmez bir havada izliyordu bir noktayı.
Sükunet içindeydi, ne bir telaş vardı bakışlarında ne bir acele.
Dalmıştı ve öylesine izliyordu.
Gözlerimi ondan alamamıştım koskoca insan selinin içerisinde bir o vardı sanki bir de ben.
O beni fark etmemişti başka bir şeye dikkat kesilmiş izliyordu.
Kirpiklerimi kıpırdattım gözlerimi ondan ayırmak istemesem de onun ilgisini çeken şeyi merak etmiştim.
Bakışlarımı çevirdim o tarafa doğru. Bir şey yoktu orada. İlginç olan bir şey yoktu.
Tekrar ona doğru baktığımda gitmişti Elf kızı.
İlk ve son kez görmüştüm onu.
Orada, o kalabalıkla şahitlik etmiştim saçlarındaki yaldızlara.
Unutmuyorum, unutamıyorum o Elf kızını.
Ne de yanaklarına özenle serpilmiş çilleri.

3 yorum:

  1. Tanıyamadığım, tanımadığım yüzler dolanıyordu çevremde..
    Taki beni içtenliğiyle sarıp sarmalayan duruluğu görene dek..
    Onca insanın arasında nasılda belli ediyordu kendini. Nasıl olurda bu ışıltı karşısında tepkisiz kalabiliyorlardı..
    Nasılda gözlerinin içi gülüyor, pırıl pırıl parlıyordu.. Bembeyaz elbisesinin içinde kuğuya benzer bir tat bırakıyordu.
    Kalbinin temiz, saf, pamuk oluşunu hissedebiliyordum adeta.
    İçimdeki ses durma diyordu. Koşş.. Ona koş.. Seni bu kadar benimseyen Duruluğa koş.. Koş ki çözülsün onca üzüntüler, koş ki son bulsun içindeki haykırışlar, koş ki yok olsun zar zor istemeye istemeye yutkunuşların..
    Bir bakışı bu denli etkiyorsa, kim bilir nasıldı dokunurdu bana.
    O başkaydı. Bambaşka.. Kimsede görmediğim duruluktu.. Göremediğim yada..
    Acaba ne düşünüyordu benim hakkımda? Acaba rahatsız olmuş muydu benimde ona karşılık verircesine bakışlarıma..
    İşte o an herşey tuzla buz oluyordu adeta, daha acı şekilde bir kez daha.. Zamanı mıydı zamansız zamanların girişi hayatıma?
    Ve şimdi hissizliğim geldi aklıma.. Yine bir yerden bir yere sürüklenişim daima..
    Elveda bir nebzede olsa hissizliğimi unuttuğum Duruluğuma..

    YanıtlaSil
  2. Elf kızı başlığını görünce aha dedim bir Super Junior yazısı :D Yanılmışım, iyi ki de yanılmışım çünkü sevdim yazını. Tasvirlerini özellikle kafamda şuan bir elf kızı dolaştırıyorsun :) Gerçek mi bu asalet diye düşünmeden edemedim..
    Güzeldi, çok güzel..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes ilk önce öyle sanmış...
      İnan bana Şems bu gerçek bir tasvir, gerçekten onu gördüm ben...
      Neyse, teşekkür ederim.

      Sil