Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

30 Haziran 2014 Pazartesi

SON KAMELYA | Kitap Yorumu |

 “Kaderim senin ellerinde… ” Victoria çiçek diline göre, kamelya çiçeğinin anlamı.



Birbirine dolaylı yollardan benzeyen ve hayatları kesişen iki yürek..

(1940) Flora Lewis, Amerika’da bir fırıncının kızıdır. Ailesine yardımın yanı sıra Botanik bahçesinde, bitkilerin büyülü dünyasını araştırarak zamanını geçirmektedir..  Ancak yaşam şartları Flora’yı (mecburen) başka yönlere kaymaya iter. Kendini Londra serası yerine Livingston Köşkü’nde dadı olarak bulur. Tek bir görevi vardır. Nadir bulunan Middlebury Pembesi Kamelyanın, Livingston Köşkü’nde var olup olmadığını uluslararası çiçek hırsızlığı zinciri yöneticisi Bay Price’e bildirmek.

(2000) Addison Sinclair, Rex Sinclair ile mutlu bir hayat sürmektedir. Taki telefondan gelen “Amanda” sesini duyana dek.. Bununla başedemeyeceğini anlayan Addison, Rex’in teklifi ile İngiltere’deki Livingston Köşküne tatile gider. Ancak burada da geçmiş, Addison’un peşini bırakmaz. Aksine daha gizemli bir hayatın tam ortasına düşmüştür. Bu gizemi araştırırken, olağanüstü güzelliğin kanla sulandığı gerçeğine adım adım yaklaşır..


Gelelim benim yorumuma :)
Buraya yazarken düşündüm de ne kadar yazsam da aklımdaki ‘Keşke şunu da ekleseydim’ düşüncelerini çıkaramayacağım..

‘Son Kamelya’ benim Roman kategorimde en üste taşındı :) Çok mu abartıyorum. Bence hakkı var. Bu kitabı okurken yazarın betimlemeleri ve gizemiyle Kamelya bahçesine hayran olacaksınız. Zamanda yolculuk yapıp parçaları birleştirmeye çalışacaksınız. Addison’un geçmişini öğrenince ‘Nasıl yani bu kadar basit mi?’ diyecek, Flora’yla bilinmezlikler diyarına yol alacaksınız. Kendinizi Abbott’ın yerine koyup kahrolacak, Leydi Anna’nın yerine koyup düşüncelere dalacaksınız. Kitabın sonlarında kanınızı donduran gerçeği öğrenip; bir daha, bir daha okuyacaksınız. Ve kitabı elinizden bırakmadan o havayı solumaya çalışıp yüzünüzdeki tebessüme engel olamayacaksınız..



Yanlışım varsa affola.. Bloğunda bana yer veren Kardeşime Teşekkür Ederim.
[Sahra]

28 Haziran 2014 Cumartesi

YİNE BİR YAZ GÜNÜ SU BULMUŞUM...

                             

Kavurucu bir yaz günü hangi akla hizmet ettiysem dışarı çıktım.
Esen sıcak poyraz rüzgarı insanın sadece dudaklarını değil kalbini de kurutuyordu.
Anneannem hep şeytana uyduran sıcak der buna.
Yaz mevsimi gelmiş minik çocuklar camiye koşuyorlar. Hepsinin elinde birer kitap yahut defter.
Hepsi okuyacak, hepsi öğrenecek.
Dua öğrenen eller, minik bedenler bu yaz sıcağında koşturarak bir yere gidiyorlar.
Camideki hocalarının ellerini bıraktıktan sonra.
Minik kızlar başlarındaki yazmayı boyunlarına indirmiş, bir kısmı eline dolamış. 
Oğlanlar ellerinde birer ağzı delik şişe birbirine su sıçratıyorlar.
Eğleniyorlar.
Hepsinin kavurucu güneş altında gülümseyen bir yüzü var.
Koşturuyorlar gülüşe, konuşa...
Köşe başlarındaki minik dondurmacılar, birkaç pastahanenin önü hep çoluk çocukla doluyor.
Dondurmaya koşmuşlar minik yüreklerini serinletmek için.
"Önce ben! Önce ben!" diye bağırışıyorlar.
Bu küçük insanları seyre dalıyorum bir vakit.
Daha sonra ilerliyorum bu sahneyi yerinde ve bu güzelliği ile bırakıp.
İlerlerken bir hava dalgası geliyor. 
Yüzümü okşuyor bu serin hava.
Irmak havası bu.
Irmağın serin havası sarıyor tüm bedenimi ve nefis bir koku yayıyor her yere.
Mavi ve yeşilin her tonu mevcut onda.
En sevdiğimden o mavi.
En mavi olan onunki.
Suratı asık ve bıkmış insanlar türemiş sokağa.
Gölgede serinleyenler ise daha fazla umut taşıyorlar gözlerinde.
Tabi bunun yanında güneş gözlüğü ile meydan okurcasına sokakta yürüyen yabancı turistlerde var.
Yaz, sıcak, tatil...
Hepsi o kadar uzak kelimeler ki bana... Benimseyemiyorum.
Benim tek gayem suya ulaşmak.,
Duruluğa, maviye, serine...
İşte hayatta bir yaz mevsimi gibi.
Bense su bulmuşum yazıyorum.


27 Haziran 2014 Cuma

BÖĞÜRTLEN KIŞI | Kitap Yorumu |





Harika bir hikaye daha Sarah Jio'dan..
Kitabın adı Böğürtlen Kışı!

Biliyorum her kitaba çok hoş deyip duruyorum ama bu kitap gerçekten çok hoştu. Zaten beğenmediğim kitapları burada paylaşmamaya çalışıyorum. Fakat bu kitap öylesine narindi ki... Elimde tutarken küçük bir bebek gibi davrandım ona.Kitabın kurgu oldukça hassas çünkü.

1933 yılının mayıs ayınca mevsim normallerine meydan okurcasına kar yağar. Aynı zamanda genç bir kadın olan Vera Ray oğluna son kez veda eder o akşam. Herkes onun kaçtığını düşünse de Vera dört yaşındaki oğlunun bunu asla yapmayacağını biliyordu. Çünkü küçük Daniel'i annesini seviyordu.
Oğluna bakmak için çalışmak zorunda olan bu genç kadın sabaha karşı evine ve bebeğine geri döndüğünde oğlunun yatağının boş olduğunu görür. Oyuncak ayısını ise karlar içinde bulur.

Bundan tam seksen sene sonra yine mayıs ayında kar yağar. Oldukça ilginç bir durumdur bu. Claire Aldridge adlı muhabir bu olağanüstü olayı haber yapmak için araştırmalara başlar.

Daha sonra Vera'nın yürek buran bu hikayesi Claire'yı çok etkiler. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu bilen Claire, Vera ile duygusal bir bağ kurar. Bu kadına ve oğluna ne olduğunu öğrenmek zorundadır.
Kendi için...

Böğürtlen Kışı'nı okurken bir annenin oğluna olan bağlılığına şahit olacaksınız. Aşkın gücüne ve umudun ölümsüzlüğünü göreceksiniz.
Bu kitabı yüreğinizden kolayca söküp atamayacaksınız ve böyle kucağınıza alıp bir kere sarılacaksınız.

Bakın okuyun diyorum, kaybetmeyin diyorum. Kitabı sevin diyorum.
Böğürtlen Kışı, kışın okunur diye bir şey yok... Böğürtlen Kışı'nın ardından yaza merhaba diyen bu büyülü böğürtlenlere şahit olmak için yaz mevsiminde de okuyabilirsiniz! Tıpkı benim gibi... Bakın resim çekip sizinle de paylaştım.
Tanıtması benden okuması sizden.
Keyifli okumalar...




22 Haziran 2014 Pazar

KÜRK MANTOLU MADONNA | Kitap Yorumu |





Sizi bugünde bir kitap ile tanıştıracağım.
Kitabımızın adı Kürk Mantolu Madonna.
1943 yılında Sabahattin ali tarafından yayınlanan bu kitap uzun hikaye niteliğini taşıyor.

Türk Edebiyatını sevdirmek için okunacak kitaplardan biri olabilir bu eser.
Konusu ve kurgusu beni oldukça büyüledi. Bence herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser. Bu kitapta bir başkalık var. Bilinmez bir duygu yoğunluğu mevcut.

Çok sevdim size de sevdireceğim.









Rasim adlı karakterle başlayan bu kitapta kitabın asıl kahramanı Raif efendinin hayatının gizemlerini birlikte gün yüzüne çıkaracaksınız.
Rasim, sessiz ve kendi halinde olan iş arkadaşı Raif efendi ile muhabbet kurmak ister. Bu adamın hayatını merak eder. Raif efendinin tüm hayatını yazdığı defteri okumaya başlamasıyla kitabın asıl hikayesi de başlamış olur.

Raif efendinin Almanya'daki bir galeride gördüğü bir resme hayran kalır. Resimde kürk mantosuna sarınmış kadın betimlemesine adeta platonik olarak aşık olur. Bu tablonun asıl sahibi Maria Puder, kendi resmini çizmiştir aslında.

Karakterler öyle güzel kurgulanmış ki sanki nefes alıyorlar.
Üstelik okurken tüyleriniz ürperiyor bu gerçeklikten.
Maria dominant, özgür yetiştirilmiş erkek gibi bir karakterken, Raif oldukça içine kapanık ve sessiz bir kız çocuğu gibi.
Maria'yı anlamak öylesine zor ki... Bir yabancı tavsiyesine göre defalarca okunmalı bu kitap. Maria'nın ruh halini anlamak o kadar kolay değil çünkü.

Bu iki ayrı bedenin sarsıntılı ilişkisine şahit olacaksınız. Öylesine hoş bir kitap ki, gerçekten üzüleceksiniz onlar için. Heyecanlanacaksınız. Belki de güleceksiniz.

Hikaye bana fazlasıyla gerçekçi geldi. Bakalım siz neler düşüneceksiniz okuduktan sonra.
Herkese keyifli okumalar.

16 Haziran 2014 Pazartesi

MART MENEKŞELERİ | Kitap Yorumu |



Bugün elimde bir kitapla geldim yanınıza ! Kitabımızın adı Mart Menekşeleri.
Kitabı elime alınca klasik bir aşk hikayesi falan sanmıştım doğrusu. Fakat okumaya başladıktan sonra adeta hikayeyi yaşamaya başladım.
Bu büyüleyici hikaye sizi içine sürüklüyor ve kitabın içindeki bir karakter haline getiriyor.

Bir kadının yaşamındaki duygu karmaşalarının içerisindeyken nasıl geçmişini bulduğuna şahit olacaksınız.
Geçmiş aslında bugünden bir parça taşır bizim için. Bu hikayede resmen bir asır yatıyor!

Kitabın içerisindeki dünya öyle büyüleyici ki siz de orada yaşıyorsunuz. Denizi kokluyor ve o kumların üzerinde yürüyorsunuz. Oradaki havayı, okurken adeta sizde yaşıyorsunuz!

Kurgu o kadar büyüleyici ki bu kitabı bitirdikten sonra bile kitabı düşlemeye devam ettim. Öyle gerçekçi bir hikaye ki insan bunu düşünmeden edemiyor.

Sarah Jio gerçekten bu konuda bir numara. Bu kitabı elinizden düşürmeyeceksiniz. O kadar seveceksiniz ki bitirdikten sonra bile hikaye sizinle yaşamaya devam edecek.
Hatta ben o kadar beğendim ki gittim yazarın iki kitabını daha aldım. Bunları da elbet sizinle paylaşacağım.

Mart Menekşeleri'ni şiddetle tavsiye ediyorum. Okuyun da kritiğini yapalım!


14 Haziran 2014 Cumartesi

FIRST LOVE


Bugün bir film tanıtımı ile geldim. Azıcık Spoi içerebilir. Şimdiden özür diliyorum.

Bugün size tanıtacağım filmin adı First Love!

İzlediğim ilk Tayland filmi olmasına rağmen bayıldım. Harika bir duygusu vardı. Tatlı ve sempatik bir hava içeren bu film aslında herkesin hikayesi. Küçük çirkin bir ördeğin nasıl kuğuya dönüştüğüne şahit oluyoruz aslında...

Filmin ana karakteri Nam çirkin mi çirkin bir kızdır. Dört kız arkadaşı ile deli dolu hayaller kurar. Okulun havalı genci ve kızların sevgilisi P'Shone adlı delikanlımıza aşık olur.


Nam'ın arkadaşlarının gittiği kafede bir kitap bulurlar. Bu kitap Aşkın 9 Yolu'nu anlatmaktadır. Sevdiğiniz kişiyi dokuz adımda kendine aşık etme yolları bu kitapta yazılıdır. Başlarda ilgilenmiyormuş gibi davranan Nam bu adımları izlemeye başlar. Tabi eğlenceli ve sevimli olaylar da baş gösterir.


Arkadaşları Nam'ın güzelleşmesi için elinden geleni yapar. Birlikte P'Shone'un dikkatini çekmeye çalışırlar. Nam çok azimlidir ve bir şeye kafayı taktığında üstesinden gelir. Bunun yanında okuldaki İngilizce öğretmeni de yardımcı olur ve destekler Nam'ı. Komik ve eğlenceli sahnelerin yaşandığı bu filmde kendinizi bulacaksınız.

Film'in sonunda verilen duygu beni çok etkiledi. Sadece siz seversiniz bu aşkı siz yaşarsınız sanırsınız ama aslında duygular karşılıklıdır. Bunu bir kez daha bu filmle anladım. Film boyunca gülümsediğimiz her bir sahne filmin sonunda bizi heyecanlandırıyor ve hoş biz hüzne daldırıyor.

Bu eğlenceli ve duygusal filmde ilk aşka şahit olacağımız gibi gerçek arkadaşlığında nasıl bir şey olduğuna şahit oluyoruz. İlk Aşk adlı bu filmi izlemenizi şiddetle öneririm. Yazarın tavsiyesi, bir aşk hikayesi harika bir film!

 Çok hoş bir arkadaşlığa şahit olacaksınız... Benden söylemesi.























O çirkin ördek yavrusu nasıl böyle güzel bir kuğu haline geldi diye sormayın! Çünkü izlerken bende anlamadım. Sizde izleyin ve bu aşkın getirdiği güzelliğe şahit olun.

Filmin sonu mutlu bitmesine rağmen ben çok beğenmedim. Fakat film o kadar hoş ki öyle bir sona da katlanılıyor insan. Sadece daha hoş bir son yapılabilirdi diye düşünüyorum. Neyse filmi tanıtması benden izlemesi sizden. Kim bilir belki sizler çok beğenirsiniz.

Herkese keyifli seyirler...