Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

19 Kasım 2013 Salı

ONSUZLUK

Dokunmak istemiyorum ama sonsuza kadar en değerli ipeklere yıldız işlenmişcesine parlayan yüzüne bakmak istiyorum. Seyretmek istiyorum onu, hayatımın son anına kadar. Özlemek istiyorum onun sesini çünkü insan hatırladığı bir şeyi özler değil mi? Ben onun sesini unutmak istemiyorum. Bu yüzden özlemek istiyorum hatırladığım sesini. Nefesini hissetmek istiyorum, saçlarımı usul usul tarayan nefesini. Gözlerine bakmak istiyorum gözümü kırpmadan, bu uğurda tüm göz yaşlarımı tüketene kadar. Seviyorum kalbimin onun için atmasını, çok seviyorum ellerimin ona doğru uzamasını en çok da onun kalbimde varlığı nedeniyle gamzelerimin güneşe merhaba demesini seviyorum. Hayır, hayır. Sevmiyorum, sevemiyorum. Onun günaydın diyemediği bir güne bakarak uyanmayı sevmiyorum. Onun yağmurdan şikayet ederek başlayamadığı sabahları sevmiyorum. Rüzgarın onun saçlarını uçuramadığı gerçeğiyle yaşamayı sevmiyorum. Onu günler geçtikçe özlediğim halde diğer insanların unutmasına şahit olayı sevmiyorum. Onsuz her dakika bedenime saplanan can kırıklarını bedenimden uzaklaştırırken ağlamayı sevmiyorum.
Ben aslında onsuzluğu sevmiyorum. Onsuzluğa alışmayı sevemiyorum.




16 Kasım 2013 Cumartesi

ÖZLENEN MÜZİK

Kulağımda çok hoş bir müzik var. Daha önce hiç duymadığım. Ne hoş bir ezgi bu Yarabbim! O ezgiye öyle büyük bir özlem hissediyorum ki bunu dile dökmek için kanatmalıyım kalbimi ve kalemimi kullanmalıyım, her bir satırı doldurmalıyım bu kırmızı sıvıyla, canımı verene kadar bu uğurda. Yıllarca bekliyorum bu melodiyi. Gelemiyor, gelemiyor. Yoksa gelmek mi istemiyor? Bilmiyorum. Tek bildiğim çok özlediğim. Umudum var hala. Yıllarca beklemiş olsam da hala geleceğine karşı bir umut besliyorum avucumda
Öyle bir müzik ki bu...
Bal gibi şerbet gibi masalsı ve tatlı. Güz gibi kış gibi soğuk ama içten. Güneş gibi bulut gibi bir var bir yok. Yol gibi yolcu gibi ürkütücü ama aşılmaz değil. Aşk gibi aşık gibi sevgisiz ama sevilmeyi bekleyen.
Bu beklediğim ezgi en sevdiğimiz. Her birimizin ihtiyacı olan en sevdiğimiz.
Bestelenmemiş bir şey daha, dokunulmamış, sevgi gösterilmemiş bir müzik bu. Ama hissedilen, beklenilen ve özlenilen.
Öyle eşsiz ki bu müzik insanın fani bedenine nakış nakış işleniyor adeta. Dinlemedim ben henüz bu müziği, dinleyemedim.
Gelmedi yanıma belkide henüz bulamadı beni. Arıyordur ama değil mi?
Böyle özlemle beklediğim müzik bedenime nüfus etmek için çırpınıyordur değil mi?
Ah hoş bir müzik ki bu kulağımdaki, dilediğim an içeceğim sonsuzluk şerbetini.
Bekliyorum ve özlüyorum.
Yanımda beyaz umut kelebekleri.



8 Kasım 2013 Cuma

SENDEN ÖNCE BEN | Kitap Yorumu |

Hey! Yeni kitap tanıtımı yapıyorum. Uzun bir aradan sonra...
Kitabımızın ismi 'Senden Önce Ben'
Ah nasıl söylesem çok hoş bir kitap.
Jojo Moyes'in çok samimi bir anlatımı var. Kitabın konusu aşk olmasına rağmen öyle insanı aşka boğup sıkmıyor. Açıkçası kitabı kahkahalarla okudum. Çok hoş diyaloglar vardı.

Karakter analizi yapacak olursam.
 Will çok havalı! Gerçekten çok havalı. Kitabı sadece o adam için okuyabilirdim. Beyninin içini görmek isterdim neler dönüyor orada diye?
Lou çok sevimli. Onun saçma sapan kıyafetli halini gerçek hayatta görsem nasıl bir tepki vereceğimi merak ediyorum. Çok samimi...
Kitabı okuyun derim. Yani cidden değer bir kitap. Yazarın diğer kitaplarını da okumak istedim. Okursam sizinle paylaşırım.

Kitabın arkasında yazanlara göz atarsak:

Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu...

Yaşamın ince detayları Lou'dan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu...

Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.

Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lou'nun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur? 

Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün...

Arkadaşlarımın hepsi sonunda hüngür hüngür ağlayacağımı söyledi. Bende çok korktum çünkü ben çok sulu göz bir insanımdır. Kitabı bitirdiğimde ağlamadım. Sadece dudaklarımın kenarlarında hafif bir tebessüm vardı.
Bu çifti hiç unutmayacağım. Bilemiyorum çok samimiler. Bizden biri gibiler. Seveceğimiz bir kurgu var. İnsanı mutlu eden ve gülümseten. Okuyun diyorum başka da bir şey demiyorum.

Kitabın sonunda ise... söylemem okuyunca görürsünüz.

Son olarak:

Aşk vardır, ona inanmaktan vazgeçmeyin.


YALNIZ 1

Size bugün yalnız '1' den bahsedeceğim. Daha doğrusu kendini yalnız hisseden '1' den.
Şimdi bizim bu 1 arkadaşımız hep ağlarmış, kendini yalnız hissettiğini söylermiş ve sürekli bu durumdan dolayı üzgün hissedermiş kendini.
Daha sonra bir gece rüyasında bir şey görmüş. Rüyasındaki kişi ona eğer etrafına iyi bakarsa yalnız olmadığını göreceğini söylemiş.
1, bu rüyasını düşünürken aynı zamanda bankta oturuyormuş ve etrafı izliyormuş. Sonra sağ tarafına bakmış. O an fark etmiş yanında birisi olduğunu. Bu kişi 2 üzeri 0 imiş ve yanında çarpım durumunda oturuyormuş. Çok şaşırmış. Yanında oturduğunu daha önce fark etmediği için kendine çok kızmış. Daha sonra sol tarafına dönmüş ve bir sürü sıfırın yanına dizilip oturduğunu görmüş, kaç tane olduklarını sayamayacağı kadar çokmuş. Üstelik çok sıcak kanlı ve sevimlilermiş.
Daha sonra bankın altına bakmış bir sürü 1 varmış. Ona göre bölüm durumunda fakat birbirlerine çarpım durumunda oturuyorlarmış. Sonra üs olarak da bir sürü 1 görmüş başının sol üst kısmında uçuşuyorlarmış.
Öyle çok şaşırmış ki kendini dünyada her zaman tek başına görür ve yalnız hissedermiş. Fakat daha önce hiç etrafına bakmamış, aslında o yalnız değilmiş. Aksine her zaman onun yanında olan, onu destekleyen kişiler varmış. Tüm yanındakilere karşı kocaman gülümsemiş ve onlarla sohbet etmenin keyfini çıkarmaya başlamış.