Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

18 Ekim 2013 Cuma

BAŞLIK BULAMADIM





Yazacak bir şey gelmiyor bu aralar ama fotoğraf çekmek istiyorum. Bu fotoğrafı geçen sene çekmiştim mesela. Bu resme bakınca huzur buluyorum. Sizde öyle oldunuz mu? 
Keşke daima bu yolları yürüyerek ilerlesek. Mesela bunu görünce aklıma yüksek bir dağda kendime ait gizli bir sığınağım varmış ve her gün buradan geçiyormuşum gibi bir his kapladı içimi. Böyle bir şey yok tabi ki zaten bunlar ya kitaplarda ya da filmlerde yaşanır. Çok mu karamsarım. Resim hiç karamsar değil aslında.
Film mi? Filmdeki hayatlar... Bunu istemeyiz bence. Yani dram filmi istemem ben. Komedi de çok duygusuz. Romantik... Bunun için fazla küçüğüm. Ama şu resim çok romantik bekleyin.


İşte bu:





 Çok hoş değil mi? Bayramda dedemlerin evine gittiğimizde çektim. Bu dedemlerin çatısı. Öyle hoştur ki anlatamam. Çok eski bir yer. Bende çok fazla anısı var. Çocukluğumda hep gördüğüm yerler bir kere. Çiçekler ne kadar hoş görünüyor. Bir kısmı kurumuş ama yinede güzeller. Bu çiçeğin adı neydi? Unuttum bilen var mı?
Ah şimdiden özledim burayı. Bu çatıda birde salıncak vardı. Binerken eskittik sanırım. Sonra kaldırdılar, bende büyüdüm tabi. Ama hala istiyorum o salıncağı. Daha torunlarım binecekti.



 Dedemin eski bir arkadaşı. Ne çok şey paylaştılar onunla. Hala da paylaşıyorlar. Bu araba çok eski gerçekten. Benden yaşlı. Ama öyle çok severim ki adamı sormayın gitsin. Bu arabanın içine girince öyle hoş bir koku var ki. Artık siz toz mu dersiniz yoksa anıların kokusu mu bilemiyorum. Ama bu arabanın içi bana huzur veriyor. Hiç bir pahalı taşıt aynı konforu veremez bana. Resmen aşığım bu arabaya. rengi de pek güzel canım. (Dedem çok aramış mı bu rengi merak ediyorum.)



Bu da benim başka bir bakış açım. Ağaca yaslandım ve baktım. Ah bu ağaç ne de güzel kokuyor öyle. Allah'ın yarattığı şu heybetli ağaç ne güzel bir şeydir öyle. Onun kabuğuna dokunmak hoşuma gidiyor rahatsız oluyor mu hiç bilmiyorum. Sorma nezaketine de girmiyorum. Cevap veremez ki. Hey kuşlara benden selam söyle.



Sonra kafamı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum. Güneş var ama yakıcı değil. Hafif hafif üzerimize işliyor. Gözlerim kamaştı benim. Birazda duygulandım. Peki ya bu güneş yine kimi hatırlattı bana. Ya da neyi hatırlattı. Ah başım da ağrıdı. Kendine iyi bak güneş.




Ve o kadar güzel görüntülerin arasında yine odamdayım. Pencereyi izliyorum. Mutsuz değilim. Mutlu hiç değilim. Duygularımın bir ağırlığı yok veya birbirini dengeliyor. O kadar anıdan sonra tekrar odama, okuluma, dershaneme ve kitaplarıma döndüm.
Şükretmeliyim. Gülümsemeliyim. Sevinmeliyim. Evet bunları yapıyorum fakat içimdeki genç asilik kanı fışkırmak istiyor. 
Merhaba pencerem. Sakın hayallerimin dışarıya akıp gitmesine izin verme.
Merhaba gökyüzü. Sakın ben gelmeden senin yanına sönme.
Bekleyin beni geliyorum yanınıza. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder