Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

22 Eylül 2013 Pazar

DUYGULARIN RENGİ | Kitap Yorumu |





Duyguların Rengi var mıdır? Evet insanların özellikleri yada hayata bakışları farklıdır. Onları düşüncelerine göre seçme yansımız var. Daha doğrusu arkadaş olmak için bize en yakın düşünceleri olanları seçeriz. Peki dış görünüş, dış görünüşünden dolayı onlara insan değilmiş gibi davranmak doğru mu? Mesela benim bir zenci olduğumu düşünün. Siz beyazlar benim yazdıklarımı okumaktan vazgeçer miydiniz? Ya da ben beyazım ve siz zenci olduğunuz için size kitap önerisi yapmayayım mı?
İşte bu kitap bize bunu anlatıyor biraz da... Yani anlatmaya çalışıyor. Yazar Kathryn Stockett güzel bir esere imza atmış.
Skeeter,Aibileen,Minny... 3 kadının hayatı etrafına dönüyor kitap. Kimse arkadaş olabileceklerine inanmazdı. Onlar duygularının rengini toz pembe yapıp birbirlerine güvendiler. Keşke bizde yapabilsek... Mavi, kırmızı, siyah, beyaz... duygularımız ne renk olursa olsun bir renk altında birleşebilsek keşke.
Aslında duyguların rengi var mı onu bile bilmiyoruz. Görmezden gelebilir miyiz?
                 RENKLER FARKLI OLSA DA DUYGULAR HEP AYNIDIR


Ayrıca bu kitabı okuduktan sonra filmini de izlemeyi unutmayın. Emma Stone ve Viola Davis'le Beyaz perdede!






21 Eylül 2013 Cumartesi

Kalbimizi Yumuşatan Yağmur

Bugün yaşadığım yerde yağmur yağdı. Nasıl mutlu oldum bir bilseniz... Dışarıdaydım ve yanımda babam -sevdiğim öğretmenim- vardı. Herkes hazırlıksız yakalanmıştı yağmura ama kimseden sitem içeren herhangi bir  söz duymadım. Gülümseyerek karşıladı herkes mevsimin ilk yağmurunu... 



Yağmuru görünce yüzümde bir gülümseme belirdi. Nasıl hızlı yağıyordu anlatamam. Ya da benim ruhum susuz olduğu için çok yağdı gibi geldi. Hızlı yağdı fakat kısa sürdü. Olsun buna da şükür. Beni kısa bir süreliğine mutlu etti ya önemli olan da bu değil mi? Yağmur herkesin yüreğinde bir duygu tetikler.




 Kimi insanlar yağmur yağdığında hüzünlenir. Gözleri dolar ağlamak ister. Kimisinin ağlamak için nedeni vardır, duygulanmak için... Kimisi sebepsiz yere dökmek ister gözyaşı. Acaba gözyaşı dökmek istemesinin nedeni gökyüzüne eşlik etmek midir? Yoksa kendini yağmur damlalarının müziğine bırakmak mı?




 Kimisi de benim gibi gülümser... Hüzün gülümsemesi de olabilir bu aslında. Toprak için sevinir: Suya kavuştu diye. Güneş içinse hüzünlenir: Gitmek zorunda kaldı diye.
 İnsanların fikrini merak ediyorum... Yağmur güzel bir şey midir? Ah yaratıcının bize sunduğu her nimet gibi yağmur da çok değerli. 
Ne şirin şey öyle küçücük, damla damla kalbimize işliyor. 



Yağmur yağınca insan bence en çok evini özlüyor. Yağmurun toprağı ıslattığında aldığımız o kokusu kadar insanı büyüleyen bir şey yok bence. O hoş koku eşliğinde sevdiğiniz bir kitabı okumak nasıl güzel bir duygudur ama... Ben yanında bir kupa da kahve istiyorum. Yağmur ve kahve kokusunun birleşimi... Sevin, daha çok sevin, her şeyi, herkesi sevin dedirtiyor...
Hava henüz soğuk olmasa da insan bir küçük battaniye istiyor üstüne... Ya da gelip birisi sarılsa daha iyi olur.
Bu yağmur insanın içindeki kayıp duygularını bile açığa çıkarabiliyor. Toprağı yumuşatırken, kalbimizi de yumuşatıyor bu yağmur...

20 Eylül 2013 Cuma

JAPONYA'DA YAŞAMAK

Japonya'da yaşadığımı düşünüyorum. Daha mı mutlu olurdum acaba? Bilmem ilk önce nasıl bir hayatım olduğunu mu düşünsem sonra karar verebilirim.



Güzel bir hava vardır değil mi? Temiz bir hava bilmem ki öyle sanıyorum. Tokyo tam anlamıyla baharı yaşıyor. Yol kenarlarındaki kiraz ve şeftali ağaçları pembe ve beyazın tonlarında çiçek açmış. Ağaçlarda mutlu havanın güzelliğinden ve etrafa neşe saçıyor.




Güzel bir kahvaltı yapmalıyım önce... İçerisinde çeşitli sebzelerin bulunduğu bir çorba olabilir... Biraz garip bir durum değil mi? Bizim kahvaltılarımız öyle olmayabilir ama bu onlarda gayet normal bir durum. Lezzetli olduğu sürece benim için de bir problem yok. Yanında da tepeleme bir kase dolusu pilav ne iyi olur. Cidden lezzetli görünüyor ha?



Okula gitmek için evden çıkıyorum. Köprünün karşısında bir okulum var. Yani orada bir okulum olduğunu düşünelim. Şehrin ortasındaki nehrin etrafında yine harika kiraz ağaçlarının bulunduğu bir köprünün üzerinden geçiyorum. Ne harika bir manzara... Okula gitmek hiç bu kadar keyifli olmamıştı. Acaba her gün bu sahneyi yaşasam yine böyle sıkılır mıyım?




Caddeden geçiyorum ve bir rüzgar çıkıyor.Hey bunlar da ne? Bu beyaz şeyler kar olamaz. Yolları, kaldırımları kaplamış... Hatta bazı park halindeki arabaların bile üzerinde var. Bunlar ağaçlardan dökülüyor. Ne harika bir görüntü ama... Keyifli ama onların yere düşmesine üzülüyorum bu baharın bittiğini mi söylüyor yoksa?
Bu harika hissi Türkiye'de de yaşamak mümkün. Çoğu kez yaşadım. Ama caddenin ortasında yaşamak hiç mümkün olmadı şu ana kadar.




Eve dönerken hafif yağmur yağıyor. Muson iklimi var değil mi burada? Yağmur yağması gayet normal... Öyle hoş ki... Sadece benim mi şemsiyem yok acaba diye düşünüyorum. Burada yaşayanlar yanında taşıyor şemsiyelerini. Cidden çok hazırlıklılar, nereden bilebilirdim ki yağmur yağabileceğini? Ne hoş bir görüntü... Islak sokaklar, hoş bir koku hakim buralarda, ne romantik bir hava böyle...




Ara sokaklardan geçmek eğlenceli olsa da biraz korkutucu... Kendimi savunmasız hissediyorum biraz. Ama bilmediğin bir yerde olmak insana özgürlük duygusunu doruklarında yaşatıyor. Keşfetmem gereken daha fazla yer var diye içimden geçiriyorum.
Hava yavaş yavaş kararıyor ve sokaklarda dolaşmak bana mutluluk veriyor. Ya da verir sanırım. Lezzetli bir şeyler yemek istiyorum. Kek, pasta, şekerlemeler veya dondurma. Tatlı olan hemen hemen her şey olabilir.




Burada yaşamak tabi ki güzel olabilir. Yani benim hayal ettiğim kadarıyla güzeldir. Ama ülkemi seviyorum. Ayrıca yeni birisi için... Daha doğrusu Türkiye'ye gelmiş, ve orası hakkında bilgisi olmayan ve keşfetmeye açık olanlar için gayet güzel bir ülkemiz var. Hatta bekleyin harika bir ülkemiz var.
Hayal etmek güzeldir. Paylaşmak da güzeldir. Ben hayallerimi sizinle paylaştım. İki kat güzel bir şey yaptım. Umarım bir gün hayallerimizi gerçekleştiririz. Umarım güzel bir geleceğe sahip olabiliriz. Umarım bir gün Dünyayı gezip keşfedebiliriz.




Neyse hava iyice karardı. Tatlıya da doyduğuma göre evime gidebilirim artık. Burası geceleri bir başka oluyor hayallerde...

15 Eylül 2013 Pazar

WHİSPER OF THE HEART(YÜREĞİNİN SESİ)

Yüreğin sesi... Size çok fazla şey ifade etmiyor mu? Yüreğimizin sesini dinlemek mi gerekir? Ya da yüreğimiz bize doğruları mı söyler? Daha da önemlisi yüreğimizin sesini gerçekten duyabilir miyiz?  Hayatta ki amacımız ne? Ne istiyoruz bu dünyadan?
Bu sorulara kesin bir cevap vermek çok zor bence... Cevap bulmak zor olsa da imkansız değil. Hatta cevap bulmak için bir yol bile var. 
Belki bu movie size yardımcı olabilir.



1995 Japonya yapımlı bir animasyon filmdir.Japonlara özgü Anime adı verilen bir çizgi filmdir. 
Yönetmen: Yoshifumi Kondo
Senaryo: Hayao Miyazaki
Müzik: Yuji Nomi
İçerisinde hem dram bulunan hem de romantizmin bulunduğu bu güzel movienin konusuna gelelim.



Shizuku Tsukishima, okumayı çok seven bir ortaokul öğrencisidir. Babası kütüphanede çalıştığı için sık sık oraya gider ve kitap alır. Kütüphaneden aldığı her kitabın içindeki kartta aynı isim yazmaktadır. Seiji Amasawa.



Shizuku bu kişiyi araştırmaya başlar. Onun hakkında çok şey öğrendikçe kendi hayatını, hedefini, hayallerini ve amaçlarını sorgulamaya başlar.




Ah öyle güzel bir anime film ki anlatamam. Herkesin izlemesi gereken bir yapıt. Öyle hoş bir havası öyle şirin bir duygusu var ki...
Kendin hayatınızı sorgulayacak, karakterleri kendi yerinize koyacaksınız. İzlediğinize hiç pişman olmayacak hatta defalarca izlemek isteyeceksiniz.
Yazar tavsiyesi: Harika, mükemmel, çok güzel çok güzel...







İzleyin sonra konuşalım olur mu? Bekleyeceğim fikirlerinizi...


12 Eylül 2013 Perşembe

KÜÇÜK DÜŞLER BÜYÜK UMUTLAR | Kitap Yorumu |



Kitabı göreceksiniz ve şunu söyleyeceksiniz: Ay ne tatlı bir kapağı var. Evet doğru çok tatlı bir kapağı var. Kitabı hayranlıkla okudum ve bayılarak bitirdim. Son kapağını kapattığımda hüzünlü bir kahkaha attım. Harika kurgulanmış bir kitap. Yazar Kim Gruenenfelder'a çok teşekkür ediyorum böyle bir kitap yazdığı için. Umarım bende onun gibi olabilirim. Bu arada kitabı okurken kahkaha atmak garanti. 
Neyse bu resmi kendim çektim. Jelibonlarım ve dert ortağım olan kahve kupama el sallayın.
Kitap okumayı sevmiyorsanız bu kitaptan sonra fikriniz değişecek...
Küçük düşleri, büyük umutları ve dostlukları yeşertmeye çalışan hayatın içinden üç kadın ve onların inanılmaz hikayeleri...