Cute Light Pink Flying Butterfly

Translate

28 Ağustos 2017 Pazartesi

KÜS ÇİÇEKLERİ [ YENİ HİKAYE ]

Sevgili Düş Sakinleri,

Uzun zaman sonra yazmaya başladığım hikayemi sizlere taktim etmek istiyorum. Yeni hikayemi yine Wattpad hesabımda paylaşacağım. Uzun zamandır yeni bir hikaye yazmadığım için oldukça endişeliyim.
Korkuyorum çünkü o kadar zaman geçmesine rağmen eskiden yaptığım bazı hataları yapmaktan korkuyorum. Gerçek anlamda bir hikaye yayımlamayalı neredeyse iki yıl oldu ve bu iki yıl boyunca hep yazıp yazıp sildim. Yeni hikayemden olağanüstü bir beklentim yok aslını isterseniz. Yalnızca artık yazıp silmek yerine içimden geldiği gibi yazıp sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü değerli okuyucularımın yorumları bana daima ilham verdi ve bu beni daha fazla yazmaya yönlendirdi. Sizsiz yazamayacağımı ve ne olursa olsun yazmaya devam etmem gerektiğini düşündüm ve işte karşınızdayım. 

Umarım yeni hikayemi beğenerek okursunuz. Yorumlarınızı ve görüşlerinizi bekliyorum dostlarım.

Keyifli okumalar.





26 Ağustos 2017 Cumartesi

Huzurun Umutla Takası

İki tarlanın arasındaki yolun ortasındayım. Günlerden huzurdu, muhtemelen öyleydi. Yalnız değildim doğrusunu söylemek gerekirse sen vardın yanımda, hatırladın mı? Güne bakanlar sarmıştı etrafımı, hepsinin de başı önündeydi. Mahcuplar herhalde diye düşünmüştüm. Şimdi düşünüyorum da belki de tefekkür ediyorlardı, gözleri topraktaydı diyorum ya.

Öğleden sonra müzikleri dinliyorum. Pek yakışır şiire bu melodi. Bunu biliyorsun zaten. Çünkü sen de seversin biliyorum. Hep dersin ya, kelimeler kum taneleri gibi ellerinin arasından kayıp giderken neden bırakasın ki yazmayı, yazamıyor olsam bile, neden bırakayım. Doğru, bırakmadım. Yazıyorum. Hem bilirim ki sen en çok benim sesimden seversin şiiri.

Haklısın. Haklı olman canımı yakıyor. Haklısın.

Bir müzik dinliyorum. Çok hoşuma gitti. Öyle sevdim öyle sevdim ki çekip gitmesine izin veriyorum. Yalnızca bir kere dinleyecek ve sonra beni bırakıp gitmesine izin vereceğim. Ne sahibinin ne de eserin adına bakacağım. Gitmesini istiyorum. Onu çok sevdim ve ona verebileceğim en güzel hediye; özgürlük.

Yine daldım. Ne diyordum? Evet. Oradaydım. Tam olarak o güne bakanların arasındaki yoldaydım. Kucağımda bir lavanta buketi vardı. Hayatım boyunca almadığım çiçeklerin acısını çıkarırcasına kucaklıyor ve kokluyordum. Bu kokuyu biliyordum. Doyasıya içime çektim. En çok ihtiyacım olan şeylerden biri olandı hani, umut kokuyordu işte. Gözlerimi kapatınca hatırladım. Bu umudun kokusu.

Günlerden huzurdu ve ben kollarımda büyük bir lavanta buketi ile güzü karşılıyordum. Arkadan kargalar alay eder gibi gülüyordu. Duymaz mıyım? Elbette duydum ama işte gördüğünüz gibi kulağımda bir öğleden sonra müziği... Birazdan onu özgürlükle kavuşturacağım, önemli olan bu.

Bütün o unutamadıklarımın telaşı ile o anki huzurumu burun deliklerime, ceplerimin içine ve saçlarımın ucuna sıkıştırdım. Huzur dediğin böyle bir şey değil tabi ki, ne saklayabilirsin ne de güzden kışa hazırlayabilirsin. Ama denedim. Kaybedecek olmam ne kadar üzücü olsa da elimden geleni yapıyordum. Bir yandan da düşünüyordum. Bir daha ne zaman beni bulacaktı acaba? Huzur diyorum, bir daha ne zaman bana uğrayacak? Düşünmeden edemiyor tabi insan.

Ama doğru ya. Kucak dolusu lavantam vardı ve ben bu kokuyu çok iyi biliyordum. Bu umuttu. Kışa saklayamadığım huzuru bir kucak dolusu umutla takas etmiştim.

Ayağımda lastik ayakkabılar yürüyordum o iki tarlanın ortasında ve kulağımda öğleden sonra müzikleri. Bir rüzgar esiyor bütün kavaklar tatlı tatlı mırıldanıyordu. Bulutlar böbürlendikçe böbürleniyor, belli ki güne bakanlar da buna bozulup başlarını daha da eğiyorlardı. Sol elimde, serçe parmağımın yanındaki parmakta bir kabartı hissettim. Kollarımla iyice kavramı buketi. Tüm unutamadıklarıma inat, bir çapkın gülücük attım ardıma. Hatırladın şimdi değil mi? Kirpiklerimi güz neşesi ile usulca kapattım. Hatırladın şimdi tabi, mutluydum.




13 Ağustos 2017 Pazar

Ne Anlamı Var Ki

Kalbine sevgi uğradığında 
ne anlamı kalacak yalnızlığın?
Kış geldiğinde kuşlar gidecek
ne anlamı var ki?
Ağlayacaksın 
göz yaşların da bir gün duracak
Bu kadar üzülmenin ne anlamı var ki?

Güneş çıktığı zaman hatıraların canlanacak
Suyun sesini duyduğunda köyünü hatırlayacaksın
Işıklar kapandığında hatalarını,
hava bulutlandığında okulun ilk gününü,
canın yandığında bisikletten düştüğünü
hatırlayacaksın

unutmanın ne anlamı var ki?

Güldüğünde çenesindeki gamzeleri,
üşüdüğünde evdeki battaniyeni,
sinirlendiğinde kanayan ellerini
hatırlayacaksın

öyle ise ne anlamı var ki?
hiç yokmuş gibi davranmanın.

Susadığında su isteyecek, içtiğinde unutacaksın
gittiğinde kaybolanları,
sevdiğinde ölenleri,
öldüğünde gidenleri
unutacaksın

öyle ise ne anlamı var ki
hatırlamanın?

Sözlerinde aynı müziği duyacak,
korktuğunda aynı anıyı canlandıracak,
sevdiğinde yine onun adını haykıracak
o gittiğinde ise yine aynı resmi yırtacaksın

öyle ise söyle
tüm bunların ne anlamı var ki?

O çok sevdiğin güller kuruyacak,
en sevdiğin kitabın sayfaları sararacak,
köşedeki iskemleye artık oturan kalmayacak,
etrafına baktığında artık hiç dostun kalmamış olacak,
her şey bittiği zaman 
tüm bunların ne anlamı kalacak?





30 Temmuz 2017 Pazar

DUYURU'MSU


Wattpad ' de bu adresteyiz artık. Blogdaki yazılarımı ve yeni hikayelerimi burada paylaşacağım. Yeni bir şeyler deniyorum, Allah utandırmasın. Olur da bu işten vazgeçersem bu post kendi kendini imha eder sonra demeyin aman Büş yandım Büş nereye gittin..?

Desteklerinize her şeyden daha çok ihtiyacım var! Tabi hala Büş'ün kelimelerini okuyan bir kaç dost kaldıysa... Ses verin olur mu?

Sevgi ile kalın!

Olası ihtimale karşı uçarım kaçarım falan kaçmadan ben, bana ulaşabileceğiniz adresleri bırakayım şuraya:

Instagram
Twitter
Tumblr
Wattpad (kişisel)
Yeni Wattpad
Facebook

Daha da ulaşamazsanız, anlayın ki öldüm.


Şu da şekilli fotoğrafım olsun.

28 Temmuz 2017 Cuma

İri etli dudakları vardı yalnızlığının

İri etli dudakları vardı yalnızlığının her hıçkırıkla sanki kasırga çıkıyordu,
 yok ediyordu kelimelerini ve bir sis dünyasından uyandım rüyamda perde perde yayılan bir acıyı gördüm herkesin üzerine perde çektiği
camını, penceresini kapattığı. Camı penceresi olmayanlar gözünü kör etti, görmemek için.
Acı sahibi yalnızca ben değildim aynı zamanda yalnızlıktı için için ağlayan. Ağlamak pek işe yaramadı duyamadık hıçkırıklarından. Göremedik de tabi.
İri etli dudakları vardı bir busesi tüm dünyayı kaplardı. Sevgisi de dünya kadardı. Bir öpüşü hem öldürür hem diriltirdi.

Kadını öptü, çocuk doğdu. Çocuğu öptü, çiçek açtı. Adamı öptü, savaş çıktı.
Vaveylalarından sesini kimseye duyuramadı ama susunca herkes baktı kör gözleriyle
çocuk büyüyünce çiçeği ezdi,
adam savaşa ağladı,
kadın çocuğu öldürdü.

Görmeyen gözler iri etli dudaklara baktı doy(a)mayana kadar. Hiç de doyamadı zaten.
 Kadın ağlarken ölen çocuğuna gebeyken;
çocuk, çıkan savaş için ağlamak yerine güldü, çocuktu neticede.
Adam yıldı, yıkıldı, ayağa kalktı savaştı.
Gurursuz, aç ve güçlüydü.
Çocuk büyüdü,
 hem kadın hem de adam oldu.

İri etli dudakları vardı kadının, öpüşü tüm dünyayı kaplardı. Neticede öptü de. Tüm dünyayı öldürdü ve diriltti. Ve bir çocuk doğdu. Neticede o da büyüyüp iri etli dudaklara sahip olacak ve öpecekti.

Öpüşü kalbimi yaktı. İri etli dudaklardaki vadilerde kayboldu ruhum ve hatırladım. İri etli dudaklarım vardı. Öptüm ve bir çocuk doğdu.
Çocuğu öptüm çiçek açtı.
Çocuk adam oldu.
Adamı öptüm savaş çıktı.
İri etli dudaklarımın yalnızlığı vardı
 her hıçkırdığımda kasırgalar çıkıyordu
ve
sis dünyasından uyanıyordum.